ebruakin

Archive for Aralık 2007

>

Canım Arkadaşlarım,

Hayatınızdaki tüm ‘KEŞKE’ler, yeni yılda ‘İYİ Kİ’ olsun.

Hepinize çok mutlu ve güzel bir yıl diliyorum.

Kucak dolusu sevgiler…

>

Pek çok arkadaşımın bloğunda gördüğüm bu börekleri ilk kez, yine, oğluma birşeyler yedirme çabası içinde olduğum, bayram günlerinde denemiştim.

Oğlum yemeyince de, gelen misafirlerimize ikram ettim.

Hepsi de hem lezzetini, hem şekillerini çok beğendiler. Siz de henüz denemediyseniz, yapımı çok kolay olan bu börekleri en kısa zamanda deneyin derim.

Malzemeler:
9 kare milföy hamuru
2 adet uzun soyulmuş sosis
16 adet ince uzun şiş çubuğu
Yağlı kağıt
1 adet yumurta sarısı
1 tatlı kaşığı sıvı yağ

Yapılışı:
-Tezgahınıza yağlı kağıt yayın. Oda sıcaklığına gelmiş 3 adet milföy hamurunuzu yan yana yerleştirin.

-Merdane ile hamurları çok az açın. Birbirlerine yapışmalarını sağlayın.

-2 adet sosisinizi enlemesine yerleştirin.

-Hamurları fotoğraftaki gibi sosislerin etrafına sarın.

-Kalan 6 kare hamurunuza da üçer üçer aynı işlemi uygulayıp, aynı sosislerin etrafına dolayın.

-Hamurunuzu birer parmak genişliğinde, dilim dilim kesin.

-İnce ve uzun çubukları, dilimlediğiniz milföylü sosislere, fotoğraftaki gibi saplayın. Yağlı kağıt serdiğiniz tepsinize dizin.

-İçine 1 tatlı kaşığı sıvı yağ ekleyip, karıştırdığınız yumurta sarınızı, dilimlerinizin üzerine ve yanlarına, fırça yardımı ile sürün. 200 dereceye daha önce ısıttığınız fırınınıza verip, 20 dakika kadar pişirin. Mümkünse sıcak sıcak servis edin.

Afiyet Olsun.

Ek Bilgi: Mutlaka bilen arkadaşlar vardır ama, ben sonradan öğrendiğimden değinmeden edemedim.
Milföylü börek yaparken, yumurtayı çok az ve tam üst kısmına sürer, yan kenarlarına değmemesine dikkat ederseniz, böreğinizin daha güzel ve kat kat kabardığını göreceksiniz.

>
7 yıl kadar önce Anne ve Babam için Gönen’deki Yıldız Termal Otel’den bir çeşit devremülk almıştık. Aslında tam devremülk denilmez, başka bir adı vardır mutlaka. 🙂

Sistemleri; belli bir miktar peşin ödeme yaptığınızda, 5 yıl süre ile, yıllık 20 günlük konaklamanızın bedelini, normal fiyatlarının yarısı kadar ödüyorsunuz. Ama yılbaşı ve bayram tatiller dışında konaklayabiliyorsunuz.

Geçen süre zarfında Anne ve Babam, her yıl kaplıcalara gittiler ve çok sevdiler. İstanbul’a da taşıdıkları, arkadaşlıklar edindiler. Romatizmal rahatsızlıklarında da, tedavi edici özelliğinden faydalandılar.

Bu yıla kadar tam zamanlı çalıştığımdan ve yılda zar zor aldığım bir haftalık iznimi de kaplıcada geçirmek istemediğimden, Gönen’e gitmek kısmet olmamıştı.

Bu yıl Babam’ın işleri nedeniyle 10 günlüğüne gidebildiler. Kız kardeşim ve benim de en azından hafta sonu onlarla olmamız için çok ısrar ettiler.

Ben kaplıca fikrine çok sıcak bakmayan biri olarak, başıma gelecekleri hissetmişcesine, istemeye istemeye, sırf mutlu olsunlar, torunları ile ilk kez tatil keyfi yaşasınlar diye kabul ettim.

Yaşadıklarımızı detaylı yazıyorum ki, daha sonra neler olduğunu unutmayayım ve bir daha gitme fikri doğarsa hemen vazgeçeyim diye! 🙂

Perşembe sabahı, Kız Kardeşim, Eşi, 7 aylık oğlu, ben ve oğlum Güneş ile birlikte yola çıkmak için hazırlandık. Yenikapı’dan Deniz Otobüsü ile gitmeyi düşünüyorduk. Ancak kapıdan çıkmak üzereyken cep telefonumuza, hava şartları nedeniyle seferin iptal edildiği bilgisi geldi. Olsun kara yolu ile gideriz diyerek, 6’da yola koyulduk.

7 aylık bir bebek ve 4 yaşında bir çocukla seyahat ne kadar rahat geçebilirse o kadar rahat bir yolculuk yaşadık. 🙂

Öğle sularında otele vardık ve hemen odamıza yerleştik.

Otele gitmeden bir önceki gece Kız Kardeşim ve Eşi, oteldeki ilk gece de oğlum, sabaha kadar mide bulantısı ve ishalden uyumadı. Doğal olarak ben de uyumadım. Sonraki günler, diğerlerimiz de aynı dertten odalarımızdan çıkamadık. En çok da Annemlerin, İstanbul’a hasta dönmelerine üzüldüm.

Ne Ben, ne Kardeşim, ne Annemler tatilimizde hiçbirşey anlamadık.

Odadan fazla çıkamadığımdan, oteli ve çevresini fazla görüntüleyemedim. Sadece aşağıdaki birkaç fotoğraf var.

Sizlere de fikir vermesi açısından, Kaplıca’nın beğendiğim ve beğenmediğim yönlerini, mümkün olduğunca detaylı yazdım.

-Gönen’deki kaplıcalar, romatizmal hastalıklar, sinir ve dolaşım sistemi bozuklukları, mide, böbrek, bağırsak ve safra kesesi hastalıklarına iyi geliyormuş.
-Aşağıdaki fotoğraflarda yürüyüş parkurlarını ve odalarının manzaralarını görebilirsiniz.

-Hem lobide, hem odalarda, ücretsiz, kablosuz internet erişimi mevcut.

-Otel odalarını geçtiğimiz yıl yenilemişler ve kesinlikle çok güzel olmuş. 3 yıldızlı olmasına rağmen, kasım ayında kaldığımız 5 yıldızlı Titanic ile aynı konfora sahip. Ancak ses yalıtımı için birşey yapmamışlar. Yan odanızda ne konuşuluyorsa, yanyanaymışsınız gibi duyuyorsunuz. Bize de arkadaşlarını odalarına toplayıp, sohbet etmeyi seven bir komşu düştüğünden, zaten hasta olduğumuz için çektiğimiz eziyet bir kat daha artmış oldu.
-Odadaki musluklardan kaplıca suyu akıyor. Eğer benim gibi pimpirikli bir insansanız ve rahatsızlığı olduğunu bildiğiniz insanlarla aynı havuza girmekten hoşlanmayacaksanız, kesinlikle çok iyi bir özellik.
-Musluklarından akan su termal su olduğundan, sıcaklığını sabit tutma şansınız malesef yok. Bunun için bir çözüm bulmalarını tavsiye ederim. Bu yüzden duş alırken, aniden haşlanmanız çok mümkün.
-Otel yarım pansiyon olmasına rağmen, minibarlarından ücretsiz faydalanabiliyorsunuz ve öğleden sonra çay saati ikramları var.

-Sabah kahvaltısındaki çeşitleri oldukça iyi (çay hariç), ancak akşam yemekleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
-Akşam yemeği sonrasındaki canlı müzik şovları da çok kötü.
-Yemek servisinde kullandıkları gereçler de, salonları da çok kötü. Oda dışındaki kısımlar yenilenmemiş. Tesisin ne kadar eski olduğunu hissediyorsunuz. Yemek salonunun girişine yakın bir lavabo olması da çok fena.

-Kapalı havuzları sabah saatlerinde sadece hanımlara, öğleden sonra erkeklere, akşam da ailelere açık. Ancak çok küçük bulduğumu ve yetersiz havalandırma yüzünden içerde nefes almanın pek mümkün olmadığını belirtmeliyim.
-Kaplıca suyu çok çok çok kötü kokuyor. Benim gibi keskin kokulara karşı hassas bir kişiyseniz, sizin de etkilenmeniz çok mümkün.
-Açık havuzlarından birinde normal su, diğerinde sıcak termal su bulunuyor.

-Çocuk oyun odasındaki jetonla çalışan oyuncaklardan çoğu bozuktu.

Özetle,
Ben, bir rahatsızlığım olmadığı sürece, bir daha asla gitmem. Bunun nedenleri; beni çok rahatsız eden ve otelin tamamında hissedilen kaplıca kokusu, havuzlarına giremeyişim, yemeklerinin ve tüm ortak kullanım alanlarının eski ve kötü olması…

Not: Eğer Bandırma’dan feribota binerek yolculuk edecekseniz, meydandaki İnegöl Et Lokantası’na mutlaka uğrayın. Tüm lezzetlerin usulüne uygun hazırlandığı, et sevenlerin çok beğeneceğini düşündüğümüz bir lokanta kendileri.

>
Bu aralar hayatım pek kolay geçmese de, canım arkadaşım Keskinlininmutfagi Ayşe’ciğimin ev sahipliği yaptığı etkinliğe katılmayı çok istedim.

Çoğumuzun sık sık yaptığını düşündüğüm, makarna salata tarifim aşağıda.

Ayşe’ciğime başarılar…

Malzemeler:
250 gr makarna (Yarım paket)
1,5 su bardağı konserve garnitür (1 küçük kavanoz)
Yarım su bardağı haşlanmış mısır
2 yemek kaşığı ince doğranmış dereotu
1 su bardağı sarımsaklı yoğurt
2 dolu dolu yemek kaşığı mayonez
6 minik kornişon (salatalık turşusu)
Dilerseniz, küp küp doğranmış salam, sosis ve kaşar
Makarnayı haşlamak için; su, tuz ve 2 yemek kaşığı sıvı yağ

Yapılışı:
-Sıvı yağ ve tuz eklediğiniz kaynar suda, makarnanızı haşlayın. Daha sonra süzün. Bir kenarda soğumasını bekleyin. Yapışmaması için arada karıştırın.
-Karıştırma kabınıza, sarımsaklı yoğurt ve mayonezi alıp, iyice karıştırın.
-Soğuyan makarnanızı ekleyin.
-İyice süzülmüş garnitür ve mısırları, minik minik doğradığınız kornişonları, dilerseniz sosis, salam ve kaşarları da ekleyip, iyice karıştırın.
-En son dereotunu ekleyip biraz daha karıştırın ve servis edin.

Afiyet Olsun.

>Ayın 16’sında Gönen’den döndüm. Ancak, kaplıcalara herkes şifa bulmaya giderken, biz şifayı kapıp döndük. Sırasıyla Kızkardeşim, Eşi, oğlum Güneş, Babam ve Annem rahatsızlandık.

Toparlanamadan da sevgili kayınvalidem Nuran Hanım’ın, operasyonu ve sonrasında bizim evdeki nekahet dönemi, beni bloğumdan uzaklaştırdı.

Ama hepimiz biraz daha iyiyiz artık. Bu arada denediğim tariflerin fotoğraflarını çekecek bile vaktim olamadı. Artık yeni yaptıklarımla bloğuma döneceğim.

Ziyaret eden tüm arkadaşlarıma kucak dolusu sevgiler…

>Image Hosted by ImageShack.us

Sevgili Burçin’ciğimin ev sahipliğini yaptığı “En Tatlı Hediyeler” etkinliği için kurabiye ev yapmak istemiştim. Çeşit çeşit çikolatalar ve baston şeker bile aldım, ancak hiç fırsatım olamadı malesef.

Burçin’ciğim kabul ederse, daha önceden arkadaşım için yaptığım düğün pastası ile etkinliğe katılmak istiyorum. Ama kurabiye evi en kısa zamanda yapacağım. Ondan vazgeçmedim. 🙂

Şeker hamuru yapımı ve pasta modellemesi ile ilgili tüm bilgilere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Sevgiler…

>Canım Arkadaşlarım, yine 3 günlüğüne Gönen Kaplıcaları’na gidiyorum. Antalya tatilimiz gibi uzamazsa pazartesi buradayım. 🙂

Görüşmek dileğiyle.

Sevgiyle ve sağlıkla kalın…