ebruakin

Archive for Ocak 2010

>Facebook’taki grubu sayesinde tanıdığım Banu Kalaycı’nın çok ilginç yazıları var. Aşağıda iki yazısı var. Diğerlerini de mutlaka okuyun…

http://banukalayci.wordpress.com/2010/01/28/aldatma/

Eşlerini aldatan insanlara karşı ciddi bir önyargı ve başkaldırı olduğunu biliyorum.

Aldatma eyleminde beraber olduğu kadına-erkeğe de şekli ne olursa olsun toplum içerisinde hoş bakılmamasını anlayabiliyorum.

Ama ben burada başka bir şeyden bahsetmek istiyorum;

Söyleyeceğim şeyin hayatın hiçbir alanında olmadığı gibi yüzde yüz gerçeklik içerdiğini iddia etmiyorum, kesinlikle ve kesinlikle karşı savları ve farklı oluşumları vardır, örnekleri mevcuttur. Ben sadece bir genellemeden bahsetmek istiyorum.

Dün değişimden bahsetmişken konu tabi ki dönüp dolaşıp ilişkilere ve hatta evliliğe geliyor. Ve ben diyorum ki; evlilik içinde evlilik dışı yaşanan tüm ilişkiler evliliği bitirmek değil evliliği korumak amaçlı aslında yaşanmaktadır.

Hoppalaaaaa….Banu’cum …Ne diyorsun?

Lütfen yanlış anlamayın, bu durumu onaylıyor değilim. ‘Evliliğinizi kurtarmak için gidin kendinize bir sevgilin bulun’ asla demiyorum.

Benim tek dediğim şey şu; bazen ilişkilerde iş çeşitli sebeplerle çığırından çıkar, kişiler bununla ne yapacaklarını bilemezler, ellerindekileri bırakıp gitmek istemezler, ilişkiyi düzeltmek için ise ne yeterli cesaretleri, ne yeterli güçleri, ne de yeterli çabaları vardır. Düğümlenmiş bir ilişkiyi açmak uğraş ister çünkü emek ister, yürek ister, açıklık ister, ne olursa olsun yıpranmamış sevgi ister. Adanmışlık gerektirir, yüzde yüzünde orada var olabilmen demektir.

Ama bunu yapmaya gücün yoksa o ilişkinin içinde nefes alamaz hale gelirsin.

İlişkinin bitmesini istemiyorsundur, bir dünya sebebin vardır; alışmışsındır, çocukların vardır, mal varlıklarınız ortaktır, aileler üzülür, o sensiz bir hiçtir, vs. Ama aslında kendine bile bazen söylemediğin bir şey vardır; seviyorsundur onun yanında olmayı, o eksik sandığın bir yanını dolduruyordur.

Bu sefer güç alman gereken yeni bir çeşme gerekir.

İlişkiye üçüncü bir kişi çekilir, ondan alınan taze nefesle diğer ilişkiye güç ve destek takviyesi yapılır.

İlişkideki üçüncü kişinin varlığı sanıldığı gibi bitmiş olduğu iddia edilen ilişkiyi tamamen öldürmek değildir, aslında öldüğü iddia edilen ilişkiyi canlandırmak için son çırpınışlardır sadece…

Ben şimdiye kadar bu üçlü ilişkiden mutlu çıkan bir ikili görmedim desem evet yalan olur ama sadece bir çift gördüm. Genelde ikili çürüme, üçlü tükenişle son bulur…

Her ne varsa elinizde ve ne yapıyorsanız onunla lütfen yüzde yüzünüzle sadece orada olun; karşınızdaki insanın ne yaptığına, ne yapacağına takılmadan sadece kendinize odaklanıp o ilişki ve o ilişkideki kendiniz için yüzde yüzünüzle ne yapacağınıza bakın. Kimseyle bölünmeden, başka insanlara yönelmeden. Ya tamamen değişecektir ilişkiniz, muhteşem bir hale dönüşecektir yüzde yüzle var olmanın mucizesiyle ya da kurtulma şansı olmadığını, artık o ilişkinin yaşamadığını, içinde sizi de öldürdüğünü fark edeceksinizdir. Elinizden gelenin en iyisini yapmışsınız artık. Ne olur durmayın, işte o zaman değişimden korkmayın ve yeni hayatınıza doğru yol alın.

‘Konuşurken çok kolay Banu Hanım’ dediğinizi duyuyorum bazılarınızın…

Ama inanın sadece konuşan bir çeneden ibaret değil o Banu Hanım.-)))Neler yaşadığına gelince, çok da önemli değil ama deneyimlemediğim hiçbir şeyi laf olsun diye konuşmayalı çok oldu diyeyim sadece…

Yaşamın her bir nefesine saygıyla…

Seviyorum her birinizi…

Banu

http://banukalayci.wordpress.com/2010/01/28/degisim-2/

Değişim

Değişime direnmek yaşama direnmek gibi…

Hayatın bir yerinde duruyoruz sanki sözler veriyoruz kendimize, kalmak istiyoruz olduğumuz yerde, bir adım dahi kıpırdamamak. Hep aynı insanı sevmek istiyoruz, hep aynı insana sarılmak, hep onunla sevişmek. Her gün aynı işe gitmek için uyanmak istiyoruz, bildiğimiz aynı şeyleri sabahtan akşama yapmak, sevmesek, hoşlanmasak bile aynı insanlarla ömrümüzü yaşamak orada. Hep aynı arkadaşlarımız olsun etrafımızda istiyoruz; ‘ Çocukluk arkadaşları, eski arkadaşlar…

Başka bir insan sevilemez, başka dostlar edinilemez, başka iş sahibi olunamaz… Nereye tutunduysan orada kal, sakın kıpırdama, sakın değişme, sakın farklılaşma… Hep böyle kal.-)

Değişirsek acı verecek çünkü 20 yaşındaki halimizin verdiği kararla yapılan evliliğin bize sunduğu insanla yaşamaya devam etmek. Değişirsek zor olacak çünkü 16 yaşında verdiğimiz kararla içine düştüğümüz meslek seçiminin bizi asla mutlu etmediğini görmek. Yeni arkadaşları hayata almaktansa yeni seçimlerde, eskinin güvenlik alanında kalmamak niye?

Arkadaşlar…

Silkelenin.

Bugün çıkarıp bir resim albümlerinizi inceleyin. Hayatın nasıl ve sürekli bir değişim içinde olduğunu unutmak istediğinizi anlıyorum ama artık değişime direnmeyin.

Ben size her gün başka bir insanla sabaha uyanın, mesleğinize dört elle sarılmayın, eski arkadaşlarınızı çöpe atın demiyorum.

Ben sadece artık sizi heyecanlandırmayan, geliştirmeyen, kendinizi iyi hissettirmeyen, yenilik içermeyen, sizi şaşırtmayan, büyütmeyen, zaman zaman kalbinizin hızlı atmasını sağlamayan her şeyi tekrar gözden geçirin diyorum. Korkularınız, değişime olan direnciniz sebebiyle orada tutmaya devam ettikleriniz varsa çıkarın hayatınızdan diyorum. Yenilere yer açın diyorum.

Yaşamak nefes almak değil sadece. Yaşadığınızı hissedin diyorum.

Bir deneyin, ufak şeylerle başlayın belki; neşesini heyecanını hissedin. Zor gibi gözüktüğünü biliyorum ama emin olun çürümüş ve kokuşmuş bir şeyin içinde kalmayı sürdürmek ve değişime direnmek, değişimin kendisinden çok daha zor.

Sevgiler…

Banu

Reklamlar